Gezmek mikrobik bir hastalık adeta. Yakalandı mı yaz, kış veya bahar fark etmiyor ve yollara düşürüyor bu mikrop herkesi. Benim de Ekim – Kasım’da yolumu düşürmekten pek hoşlandığım birçok yer var. Aklıma gelen ilk 10’unu sizler için kaleme aldım! Kıyıköy: Trakya’nın en sevdiğim köşelerinden biri Kıyıköy. Balığın bolca olduğu zamanlar, Karadeniz’in hırçın dalgalarını suratıma suratıma […]
Selanik’te denize girmek pek mümkün değil. O sebeple biz de bir araç kiralayarak yaklaşık bir saatte ulaştığımız ? kıyılarında serinliyor, siftahı bakir koylarda, plajlarda yapıyoruz. Khalkidiki, yapısı itibariyle üç bacağa benzetilen bir yarımada. Batıdaki, yani Selanik’e en yakın olan bacak Kassandria, turizme oldukça açık bir yer. Denizi çok da güzel olmasa da, plajları turistik yerlerle çevrilmiş. […]
Benim için leziz bir yemeğin, daha önceden tatmadığım bir mezenin, farklı içeceklerin peşinden gitmek veya bunları keşfetmek heyecan verici. Selanik’e varışımızdan itibaren hem bu ülkenin kültüründen nasiplenmek, hem de damağıma bayram ettirecek Ege tatlarıyla İstanbul’a dönmek niyetindeydim. Geçtiğimiz hafta her yerine yürüyerek ulaşılabilen bu kentin, bana göre gezilecek yerlerini zaten yazmıştım. Sıra damağımdaki rayihanın sebeplerini […]
Yürümeyi seven insanlara, Selanik’i gezmek için iki gün yeter de artar bile. Biz arkadaşlarımızla üç günlük bir plan yapınca, iki günümüzü Selanik’te, bir günümüzü de araç kiralayıp da ulaştığımız Khalkidi’de geçirdik. Selanik tarihinde ve sokaklarında kendimizden izler bulduk. Arşınladığımız sokaklardaki gündüz sakinliğine, gece ise hınca hınç mekânlarına bakıp, şaşırdık kaldık. Selanik’e havayolu ile 1,5 saatte […]
Adını yörede yetişen ve nadir bir bitki olan ‘safran’dan alan, klasik Osmanlı kent mimarisinin nadide örnekleriyle bezenmiş, Dünya Miras Listesi’nde yer alan, en az 6 bin yıllık geçmişe sahip Safranbolu’da bir hafta sonu geçirmek; paha biçilemez! İstanbul’a yaklaşık 6 saat, Ankara’ya ise 3,5 saat uzaklıkta yer alan Safranbolu Karadeniz’e ucundan dokunan, yeşilini, doğasını ve güzelliklerini […]
Gizem, 90’ların sonunda Gemi Lojistiği işinde, Genel Müdür asistanı olarak iki yıl çalıştıktan sonra o işin kendisine göre olmadığını anlamış ve istifaya karar vermiş. Ama patronu “sen istifa etme, ben seni kovayım” demiş ve Gizem’e tazminatını da ödeyerek farkında olmadan Interrail fırsatını altın tepside sunmuş. Bundan yıllar önceydi. Bir kitapçının rafları arasında dolaşırken yine gezi […]
Afyon, daha önce yazdığım birçok kentten farklı olarak şehircilik atılımını tamamlamamış bir kasaba görünümünde. Tarihi evleri oldukça fazla, fakat restorasyon konusu çok kısır. Ballı-kaymak, sucuk, kaymaklı kadayıf veya kabak tatlısı, lokum, et ürünleri denenmeli. Zira yeme içme konusunda bir hayli iyi bir memleket. Açığı da buradan kapatıyor zaten. Hamam veya termale gidip keyif sürülebilir Afyon’da. […]
Yaprakların sarardığı sonbaharda, çiçeklerin açtığı ilkbaharda çok romantiktir Abant Gölü. Fakat kar yağdığında bambaşka güzel olur. Göl buz tutar, her yan beyaza bürünür. İstanbul’da hava birden kar yağışına dönünce biz de hafta sonu günü birlik Abant’ın yolunu tuttuk. Hadi hazırlanın, şimdi de sizinle gidiyoruz! Hava bültenlerinin yağacak mı, yağmayacak mı kararsızlığına net bir tavır koyan […]
Ben de fırsat buldukça hafta sonları sokaklara, kamplara, başka kentlere, çok sevdiğim coğrafyalara doğru yola çıkıyorum. Geçtiğimiz hafta da kar Balkanlar’dan henüz girmişken ama İstanbul’a uğramamışken arkadaşlarımızla Edirne’nin yolunu tuttuk. İstanbul gibi bir metropolde koştura koştura yaşamak, sabahın köründe kalkıp işe gitmek için otobüslerde, metrobüslerde itiş kakışın içinde bulunmak, akşam iş çıkışı trafikte saatlerce kalmak […]
