Gökçetepe’de yazın son kampı

Gökçetepe’de yazın son kampı

Cumartesi günü sabahın ilk ışıkları henüz ortada yokken, sadece sokak lambaları yanarken koyulduk yola. Birçoğumuz “ne gerek var bu kadar erken çıkmaya” demeye yeltense de “erken kalkan yol alır” tecrübesini hatırlattık onlara. “Ee o zaman geceden gidelim” diyenlere de, “yolun güzelliğine nasıl görürüz o zaman” deyip geçiştirdik tebessümle. Gişeler’den 45 km sonra Selimpaşa’daki tesisi buluşma yeri olarak seçtik. Evde yapılan börek ve poğaçalarla kahvaltımızı ederken ekibin yarısı oradaydı. Gün yavaş yavaş gözünü açmaya başlamıştı.

Tekirdağ Serinlioğlu Tesisleri’nde İzmit’ten gelen arkadaşlarımızı beklemek ve de son bir çay içmek için bir kez daha durduk. Bu duruş biraz uzasa da arkadaşlarımız gelince yeniden yola koyulduk. Ahievren’de mis kokulu kavunlarımızı da alıp Keşan’da bizleri bekleyen arkadaşlarımızın yanına vardık. Hızlıca alışverişlerimizi tamamladık ve Gökçetepe’ye doğru yola koyulduk. Öğlen vakti kamp alanımıza giriş yapmıştık.

gokce4

Gökçetepe Orman Kampı, içerisinde üç koy barındıran, binlerce ağacın olduğu, bungalovların, restoran ve hizmet alanlarının yapılacağı hesap edilemeyecek büyüklükte bir yer. Sırf bize ayrılan ufak alana bile 50 araç ve beraberindeki çadırlar rahatça sığabilir. Kaldı ki gün içerisinde gelen arkadaşlarımızla 14-15 araç ve 10 civarında çadırdık. Rahatça alana sığdık. Çam ormanları olması sebebiyle çok hoş bir koku vardı kamp alanında. Kamp alanımızın önü deniz, Saros Körfezi yani. Yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde yer alan Çakıl Plajı’nda birçoğumuz denize girdi. Ben hasta olmama rağmen bu denizi kaçıramazdım ve öyle de yaptım.

Kamp alanında tuvalet, çeşme, elektrik var. Fakat aksaklıklar yaşanıyor. Gerçi biz yola çıkarken bunların tamamını biliyorduk ve bunu hesap ederek o yolu aldık. Çünkü burasının esas açılışı seneye olacak. Ama kalabalık olma olasılığı bu yıla göre fazla olduğundan ötürü biz bu yıl daha kimsecikler keşfetmeden ve yıllar sonra yurdum insanı buraları da talan ettikten sonra dönüp “oooo kimseler yokken kamp yapmıştık burada” diyelim diye ısrarla bu yıl burada kamp yapmak istemiştik.  Kamp alanımızdaki bize ayrılan bölümde su depolanarak veriliyor, depoda bitince telefonla istedikten bir süre sonra getirdiler. Tuvaletler orta temizlikteydi. Elektrik aydınlatması tek bir yerde vardı. Ama bu elektrik aydınlatmasının olmamasına bilahare çok sevindim. Oldukça romantik masalar kurduk. Hele de Necla Abla ve Bora Abi’lerin masası. Aracına elektrik çekmek isteyen pek yoktu, olanlar için priz mevcuttu.  İşletmecilerin iyi niyetli olduklarını düşünüyorum. Mesela Vosvoslar çoğunlukta olduğu için bir buzdolabı sıkıntımız vardı. Sağolsunlar koca bir buzdolabını alana getirdiler, koydular. Herkes malzemelerini oraya yerleştirdi. Gece ateş yakıldı ve neredeyse sabahlara kadar o ateş ufak ufak yandı. Birçok masa kuruldu, komşuluklar yapıldı.

gokce3

Sabah kahvaltılarının ardından yine denize girenler olduğu gibi, deniz kıyısında müziğini dinleyip kitabını okuyanlar, tavlaya kendini kaptıranlar, uçurtma peşinde koşanlar, Efes harici biralarla Efes’e nanik yapanlar alandaydı. Söylemeden edemeyeceğim, kabaca bir hesapla 100’ün üzerinde Efes Pilsen harici bira içilmiş kampta. Sadece bu hafta sonu yaklaşık 300TL’lik bir ciro kaybı bizden sana hediye olsun Efes Pilsen. Gerze’den elini çekene dek, bu böyle sürecek. Biz ciddiyiz!

Öğleyi biraz geçerken saatler, mıntıka temizliğimizi yapıp kamp alanından ayrıldık ve yolumuzu Yenimuhacır Köyü’ndeki yılların işletmesi olan Özen Et Lokantası’na çevirdik. Yıllardır buraya giderim, küçücük bir yerken bugün iki katlı, teraslı bir yer oldu. Kalite aynı, tat aynı, çalışanlar güler yüzlü. Mutlaka sizler de yolunuzu düşürün ve Vosvosçulardan selam götürün.   Satır et deyince Keşan akla geliyor. Enfes yoğurtları eşliğinde etlerimizi yedik ve lokantanın önünde artık gelenekselleşen vedalaşma törenimizi yaptık. Çünkü bu noktadan sonra İstanbul’a devam edecek ekip haricinde teker teker ayrılanlar olacaktı.

gokce2

Selimpaşa’da son çay ve çorba molamızın ardından 21.00 civarında Gişeler’den giriş yaptık. Bir sonraki kamplarda görüşmek, aynı yolu ve masaları paylaşmak dileğiyle vedalaştık.

Kampta emeği geçen özellikle Birol abi olmak üzere herkese teşekkürler. İlk kampını yapan Ayşe’ye, konvoyla ilk uzun yolculuğuna çıkan Serdar’a ve aramıza yeni katılan gençlere selam! Seneye Anatolia yine Gökçetepe’ye direksiyonu çevirecektir diye düşünüyorum. Etkinlik takvimine şimdiden not etmekte fayda var.

Yol bilgileri:

Mahmutbey Gişeler – Keşan kavşağı: 220 km

Keşan Kavşağı – Gökçetepe Orman Kampı: 30 km